Rüzgara Karşı, Juliana Buhring

Maceralarını sosyal medyadan izlediğim, sıradışı işler yapan “sıradan” bir kadının The Road I Ride isimli kitabının Türkçe’ye çevrildiğini ve kısa bir süre önce yayınlandığını duyunca derhal bir kopyasını edindim.

Kitabın ilk sayfasında  Joseph Campbell’ın şu sözleri bulunuyordu:

“Bence insanların asıl aradığı şey, hayatın anlamından çok, yaşadığını hissetme deneyimi.”

Kitabı bir solukta bitirdim. Şimdi tek istediğim tanıdığım tüm kadınların bu kitabı okuması.

juliana buhring ruzgara karsi

Juliana Buhring, 1981’de Yunanistan’da doğdu. Annesi Alman, babası İngiliz. Tanrının Çocukları tarikatında büyütülmüş. Ebeveynlerinden 4 yaşındayken ayrılmış ve tarikattan kaçtığı güne kadar 30 farklı ülkede yaşamış. “Çocukluğumda yaşadıklarım, beni hızlı uyum sağlayan, bağımsız ve empati dolu bir insana dönüştürdü. Ben şu anda yaşıyorum”.

2004 yılında nihayet tarikat hayatından kurtulduğunda 23 yaşındaydı. Kısa süre sonra, Not Without Without My Sister’ı iki kız kardeşiyle birlikte yazdı. Kitabın başarısı örgütün ölümüne katkıda bulundu. Tanrı’nın Çocukları nihayet 2010 yılında dağıldı. “Ayrıldığım zaman, her şeye yeniden başlamak zorunda kaldım.”

Juliana Buhring, dünyayı bisikletle en kısa sürede ve desteksiz dolaşan ilk kadın, Guinness Dünya Rekoru sahibi ve yazar.

Ruh eşini bulduğu ve kavuşmak için saatleri geri saydığı dönemde sevdiği erkeğin Kongo’da timsah tarafından yendiğini öğreniyor. Yaşadığı üzüntü çok büyük ancak kendi canını alacak cesareti yok.

Bisiklet sürmek, yeniden kendisine odaklanmasına ve üzüntüsünden kurtulmasına yardımcı oldu. “Amacım bitiş çizgisi değil, yolculuğun kendisiydi” diyor.

19 ülkeden hatıralarını sıraladığında ilk sırada Türkiye’nin köpekleri ve yemekleri bulunuyor. Türk insanı ne kadar sıcak ve samimiyse köpekleri de o kadar korkunç ve saldırgan.

Ankara’dan İstanbul’a:  Türkiye Notları

“Yolculuğumun Türkiye etabından gerçekten çok keyif aldım” diyor ve ekliyor: “Yemekler ve insanlar harikaydı. Manzara ise muhteşemdi. Yunanistan’a benzeyen bir coğrafya, oldukça bakir ve kayalık, ama tepelere tırmanmaya başlayınca gerçekten güzel manzaralar sunuyor. Doğu ile batı arasında, kültürel açıdan olduğu kadar insanlar arasında da büyük bir zıtlık var. Türkiye her açıdan çok ilginç. “

juliana buhring dunya turu

Hindistan Etabı Kabus Gibiydi

Güvensiz hissettim tek yer Hindistan’dı. Yolculuğun başından sonuna kadar tam bir kabustu. Erkekler tarafından rahatsız edildim, doğru düzgün yiyecek bulmakta zorlandım, trafikte ise kendimi hiç güvende hissetmedim. Sürekli hastaydım ve hiçbir şey yiyemedim. “

Marka yok, sponsor yok. Ama yolculuğu boyunca ona yemek ısmarlayan, otel konaklaması ikram eden bir çok iyi yürekli insanla tanışmış. Juliana Buhring 2012 yılında tek başına ve destek almadan 4 kıtada 19 ülkede  144 gün sürüş ile 29.070km bisiklet sürerek tamamladı.

Olağanüstü insanlar olmadığını, sadece olağanüstü şeyler yapmaya karar veren insanlar olduğunu  kanıtladı.

Dünya Turundan Sonra?

2013’te Londra’dan İstanbul’a uzanan Transcontinental Yarışına katıldı: 31 bisikletçi arasındaki  tek kadındı ve 9. olarak tamamladı. Bir yıl sonra ABD’de yapılan 4.000 millik Trans Am Bike Race‘ine katıldı. Yarışın çoğunda kırık bir kaburga ve bacağında sıkışmış bir sinir olmasına rağmen, yarışı tamamlayan ilk kadın oldu.

Bu kitap sadece bir yol hikayesi olmaktan öte; bir yaşam deneyimi üzerine.

“Siz ülkeyi içinize alırken, ülke de sizi içine alır. Dünyayı keşfetmek istiyorsanız bisiklete atlayın” Juliana Buhring

Kitabın Kendisi Kadar Çevirmeni De Özel

Kitabın çevirisini yapan Şeyda Odabaş, İstanbul’da yaşayan, günlük hayatında bisiklet kullanan on parmağında on marifeti olan bir kadın. Kitabın editörü, yayınevine “bu kitabı hayatında bisiklet olan birisi çevirmeli” dediğinde, kitap gelip Şeyda’yı buluyor.

Kitap hakkında ne düşünüyorsun?

Şeyda Odabaş: Juliana benim için sadece bir sporcuyu temsil etmiyor. Hayat bazen hepimize acı sürprizler, deneyimler yaşatıyor. Bu kaçınılmaz ve kontrolümüzün dışında. Kontrol edebildiğimiz tek şey, olan bitene verdiğimiz tepkiler. Bu kitap, direncin, kendi sınırlarına gitmenin,  vazgeçmemenin ve sonunda başarmanın hikayesini anlatan bir içsel yolculuk aslında. Dünya Rekoru başarısı buzdağının görünen ucu. Altında çok daha derin, ilham verici bir yola çıkış motivasyonu ve çıkılan yolu tamamlama azmi var.

Ülkemizdeki kadınlara vermek istediğin bir mesaj var mı?

Şeyda Odabaş:  Buna bir kendine doğru yolculuk da denilebilir. Herkes, fakat özellikle de kadınlar için çok ilham verici bir macera. Görüyoruz ki, yeterince inanır ve isterse bir kadın da tek başına dünyayı bisikletle baştan başa geçebilir. Her şey o pedala basma cesaretini göstermekle başlıyor. Juliana yolculuğunun sonunda diyor ki, “Sıklıkla, bu macerayı sonuna kadar götürebilmek için gerekli niteliklerin kendimde olup olmadığını sorguladım. Bugün, sanırım cevabımı aldım ve kendime ispatladım. Boyumuzdan büyük şeyleri başarabiliriz. Belli sınırın ötesinde hiçbir şey olmadığına inanırsanız, bu inancın doğruluğunu asla test etmezsiniz ve yeni olasılıkları keşfedemezsiniz. Kadın erkek herkese, hayallerinin peşinden gidebilme cesareti ve bisikletin verdiği o benzersiz özgürlük hissini tadacakları bir yaşam diliyorum. Basın o pedala!

Rüzgara Karşı, Juliana Buhring, Garaj Kitap, Çevirmen: Şeyda Odabaşjuliana buhring ruzgara karsi kitapBisiklet Kitapları:

1884’de bisikletle dünya turu yapan Thomas Stevens’ın hikayesi için tıklayın.

Güney Amerika’yı tek başına bisikletle gezen Hülya Koç’un hikayesi için tıklayın.

Dünyayı bisikletle 144 günde dolaşan Paola Gianotti’nin hikayesi için tıklayın.

Kitap kategorisindeki diğer yazılarım için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir