Ara

Arjantin : Quilmes

Gezi Yazıları

Arjantin : Quilmes

Paylaş
arjantin quilmes

Qilmes’e doğru….25 mayıs günü Arjantin’in halkı ispanyol egemenliğinden kurtuluşlarının yıl dönümünü kutlarken (Mayıs Hareketi, 25 mayıs 1810) biz de bir gün ‘tatil’ ilan ettik ve pedal çevirmedik. Ertesi gün Belen’den ayrılırken bir kaç gündür birlikte pedal çevirdiğimiz Paulius’la vedalaştık. Paulius, 32 yaşında, Litvanyalı ve bisiklet turuna Arjantin’in güneyinden başlamış. Turunu Venezüella’da sonlandırmayı planlıyor.

quilmes

Paulius, oltasını yanından ayırmıyor. Göl ve nehir kenarlarında balık avlıyor.

Route 40‘da yola devam ederken bir süre toprak yolda pedal çevirdik. Bir süre sonra Hualfin‘e ulaştık. Hualfin ve çevresi Kapadokya’yı andırıyor. Hem rehber kitabımız, hem de turistik broşürlerde ismi çok sık geçen Hualfin’de biz enteresan birşey bulamadık. Su şişelerimizi doldurup yola devam ettik.

arjantin quilmes

Hualfin’e tepeden bakış

Ertesi gün, Quilmes’e ulaşabilmek için tüm gün yanımızdan geçen araçların çıkardığı toz bulutunun içinde pedal çevirdik. Rehber kitabımızın tavsiye ettiği Quilmes Harabeleri yol üzerinde değildi. Yoldan 5 km dağın yamacına doğru çıkmak gerekiyordu. Hava kararmaya başlayınca bulduğumuz ilk uygun yerde çadır kurmaya ve ertesi sabaha erkenden bu yeri görmeye karar verdik.

Geceyi nazik bir aileden bahçesinde geçirdik. Bize çadır için uygun bir yer gösterdiler ve kullanmamız için su sağladılar. Tek sorun ailenin beş tane köpeği ve yarım düzine kedisinin olmasıydı. Hepsinin karnı açtı ve biz yemek yerken etrafımızda bir çember oluşturdular. Yemeğimizi paylaşmaktan başka seçeneğimiz kalmadı.

quilmes

Sabahları hava soğuk, 5 – 8 derece arası…

Ertesi sabah erkenden harabelerin yolunu tuttuk. Hava buz gibiydi. Titreyerek harabelerin olduğu alana geldik. Giriş ücretini ödedik ve bölge ile ilgili bilgi aldık.

Quilmes yerli halkı, bundan yüzlerce yıl önce burada yerleşmiş, bu yamaca evlerini yapmışlar, Lama yetiştirmişler. Lama’nın sütünden, etinden, yününden faydalanmışlar. 17. yy’da İsponyollar bu bölgeye geldiklerinde Quilmes halkını buradan başka bir yere götürmeye çalışmışlar. Halk tam 130 yıl direnmiş. Ancak İspanyollar çevredeki tarlaları yakınca yiyecek sıkıntısı çeken halk teslim olmuş. Yerli halkın bir kısmı kaçmış ancak büyük bir kısmı İspanyollar tarafından şehrin yapımında kullanılmak üzere zorla Buenos Aires’e götürülmüşler.

quilmes rovine cactus
Gün boyu üzüm bağlarının arasında yol aldık. Aynı günün akşamı beyaz şarapları ile ünlü Cafayate‘ye vardık. Çok güzel bir kampingin tek müştesiydik. Akşam beyaz şaraptan yudumlarken mangalda Paolo et yaptı, ben de közlerin arasına patates koydum. Çocukken yaz akşamları plajda ateş yakar sonra közleri bir çukura gömer, patatesleri koyar ve kum ile örterdik. Amaç patates yemek değildi, ateşte birşey pişirmekti. İşte o patateslerin közde pişmiş tadını yeniden buldum ve bir anda 20 yıl geriye gittim, çocuk oldum…

cafayate

Cafayate, üzüm bağları

Cafayate’den Salta’ya gitmek için iki yol var. Biri Route 40 (toprak yol) diğeri Route 68 (asfalt). Camping görevlisi Ramon’un tavsiyesine uyduk ve Route 68’i seçtik. Şehirden bir kaç km uzaklaşmıştık ki birden kendimizi başka bir gezegende hissettik.

Calchaqui Vadisi, yani QUEBRADA DE LAS CONCHAS.

quebrada de las concha

quebrada de las conchas

75 km boyunca rengarenk kayaların arasında bir sağa bir sola bakarak pedal çevirdik. Bisiklet le hareket etmenin en güzel yanı, her beş metrede bir durup fotoğraf çekebilmek, arabaların giremediği daracık boğazlardan geçmek ve görkemli kayaların sıcaklığını hissedebilmek. Rüzgar ve yağmurun oluşturduğu şekiller arasında en çok hoşumuza giden 60 metre genişliğinde 100 metre yüksekliğindeki Anfitiyatro oldu. Yerel enstrümanlarla yapılan müziklerin sesleri öyle bir akustik ile dağılıyorduki ikimizde büyülenmiş gibiydik.

Vadi

Yolun devamındaki Lerma Vadisindeki El Carril, la Merced, Cerrillos tarım ile geçiniyor ve bereketli toraklarda tütün, mısır ve tahıl yetiştiriyorlar. Anayolun kenarındaki tarlalarda at binen kovboylarla selamlaşmak ‘normal’ birşey haline geldi. Kovboylar, atları ve köpekleri…

Bisikletle Güney Amerka turuna çıkan bir aile ile tanıştık. Yuen & Marcelo. Yuen Avusturalya’da doğmuş bir Çinli, Marcelo Şili’li. Noah adında Ekvator’da doğmuş iki yaşında bir oğulları ve Aike isminde bir buçuk yaşında bir köpekleri var. Gördüğüm en güzel ailelerden bir tanesi.

Yuen ve Marcelo’nun oğulları Noah

Bir aydır pedal çeviriyoruz.Yolculuğun başından beri bize çok uzak gelen Salta’ya vardık. Salta’dan San pedro de Atacama’ya (Şili) gitmek için iki tane geçit var. Birisi Passo el Jama (4400 metre, asfalt, araç trafiği yoğun) diğeri de Passo de Sico (4458 metre, toprak, kamyon geçmiyor, muhteşem manzara). Karar vermek üzere iki gün Salta’da kalıyoruz.

124 saat boyunca 1800 km pedal çevirdik.

toplam 15.735 metre tırmandık.

Etiketler:
Pınar Pinzuti

Blogger. Aktivist. Filolog ve Pedagog. Bisikletin dünyayı değiştirebileceğine inanıyor. İnandığı şey için ise gece gündüz çalışmayı çok seviyor.

  • 1

İlginizi Çekebilir

12 Yorumlar

  1. İsmet 01/06/2011

    Merhaba,

    Sizi izlemeye merakla devam ediyorum,

    =))

    Cevapla
  2. Gürcan ÖZKAN 02/06/2011

    Okurken ben geziyormuşcasına heyecanlandım ve mutlu oldum. Kalbim, yüreğim, heyecanım sizlerle beraber…

    Cevapla
    1. bisikletim 02/06/2011

      Gürcancım, mesaj için çok teşekkürler.
      Arjantin’den Norveç’e sevgiler 🙂

      Cevapla
      1. İsmet MURTEZAOĞLU 02/06/2011

        Yeni fotoğraflarınız görmek için merakla bekliyorum

        yolunuz açık olsun,

        Cevapla
        1. bisikletim 03/06/2011

          çok teşekkürler.

          Cevapla
      2. Gürcan ÖZKAN 04/06/2011

        Norveç’ten Arjantin’e kucak dolusu sevgiler 🙂

        Cevapla
  3. evrim yigit 03/06/2011

    Merhaba

    Blogunuzu yeni takip etmeye başladım.
    Çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz ve anlatımınızda çok sürükleyici. Yeni maceralarınızın takipçisi olacağım.

    Sevgiler.

    Cevapla
    1. bisikletim 03/06/2011

      Selam Evrim,
      demek aynı dili konuşuyoruz yani ‘bisiklet dilini’.Ben de hızla senin bloguna göz atabildim. Senin de bisiklet ile seyahatten keyif aldığını görmek çok güzel.
      Destek için teşekkürler,
      sevgiler&selamlar

      Cevapla
  4. Ahmet Mumcu 03/06/2011

    Selamlar,
    Cok guzel isler yapiyorsunuz, bravo….

    Cevapla
  5. İsmet MURTEZAOĞLU 04/06/2011

    Pınar hanım,

    Hava sabahları soğuk diye yazdınız, soğuk havayı içimde hissettim, dikkat edin, yeni fotoğraflarınızı bekliyorum

    Selamlar

    Cevapla
  6. evrimyigit 09/06/2011

    Selamlar,

    Görünüşe göre ciddi bir tırmanış yapacaksınız. Bence gezinin en bakir ve en akılda kalıcı kısmı başlıyor. Yavaş yavaş ve tadını çıkararak tamamlamanız dileği ile.

    Ahmet Abi sanırım senin ve Cem terzinin de aşina olduğu coğrafyalar. Bu bloğu seninde fark etmiş olman çok güzel. Umarım İzmir’e dönüş yaptıklarında tanışma ve hep beraber sohbet etme şansımız olur.

    Cevapla
    1. bisikletim 15/06/2011

      selam Evrim,
      en zor hep en güzel olan mıdır? gezinin ana kadar ki en özel etabı bu pass oldu. yazıyı ve fotoğrafları yüklüyorum. Ahmet, Cem ve seninle tanışmak için can atıyoruz.

      Cevapla

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *