Ara

Bisiklet mi Seni Dolaştırıyor, Sen mi Bisikleti Dolaştırıyorsun

Bisikletli Yaşam

Bisiklet mi Seni Dolaştırıyor, Sen mi Bisikleti Dolaştırıyorsun

Paylaş
arzu-satiroglu-bisiklet-turu

Ankara’da üniversite öğrenimim boyunca geçirdiğim yıllarda ailemin de yönlendirmesiyle hep kitapların, resimli, renkli ansiklopedilerin içinde geçirdiğim çocukluk ve gençlik yıllarımda kitapçılara özelikle Ankara Bulvar ve yollarında uzun yürüyüşlerle gittim. Kutsal yol gibi sahafları, kitapçıları tavaf ettim; bununla birlikte büyük parkların, ağaçların çevrelediği bir lokasyonda ikamet etmenin şansıyla şehir içinde yaptığım uzun yürüyüşlerle doğayla buluşmanın hazzını keşfettim. Kitaplar, resimler kişiliğimin nüvesini oluşturdu, dünyamı ve hayal gücümü büyüttü. Bununla birlikte yazmayı hep sevdim, hayatımın belli bir döneminde yazmak benim için topraklanmak oldu, günlükler tuttum,ailemin dışında kimseyle paylaşmadığım şiirler, kısa hikayeler yazdım.

arzu-satiroglu
Üniversite hayatının bitişi, kurumsal çalışma hayatım, şehir değişiklikleri, aile kuruşum, yıllar içinde çalışma ve aile hayatının sorumluluğu içinde aynı çocukluğumda okuduğum masalda olduğu gibi gece olunca kaçılan arka bahçem, büyülü başka bir dünyam hep oldu. Kendime fırsat tanıdığım bir zamanda amatör bir grupla doğa yürüyüşlerine başladım, ardından düzenli spor yapmayı hayatımın içine yerleştirdim, gezmeye, başka şehir ve ülkeleri gezerek tanımaya yönelik zamanımı ve ekonomimi ayırmaya başladım. Benim gibi düşünen ve davranan kişileri, internet sitelerini, bloglarını takip ettim, düzenli spor yapan, dünyayı gezerek öğrenen, bunu yaşam biçimi haline getiren kişileri takdir ederek, büyük beğeniyle izledim.
Uzun yürümek, spor yapmak, gitmediğim, görmediğim yerlere seyahat etmek, yoga yapmak, kitap okumak, sanatı takip etmek ve en son bisiklete binmek sadece ilgi alanım değil, vazgeçilmez parçalarım oldular.

‘Gün gelir, alır başımı giderim, denizden yeni çıkmış, ağların kokusunda’

O gün geldi, içimdeki saat çaldı, işimden kalan zamanlar yetmiyordu, içimdeki sesin gücü artmıştı, emeklilikten sonra 4 yıl daha çalışmışlığım vardı, içimdeki ben, beni çağırıyordu, sese kulak verdim ve iş hayatını bıraktım. Biraz tesadüf, biraz bilinçli bir olay başlangıcıyla taçlandırarak, işime şık bir biçimde son verdim.

İşimi Bıraktıktan Bir gün Sonra Bisikletle İlk Büyük Turum

İlk büyük bisiklet turum elbette seyahat etmeyi, hareket etmeyi, bisiklete binmeyi çok seven ve arzu eden bana evrenin ne isterseniz, nasıl düşünürseniz evren size gönderir inancıyla gelmişti, bununla birlikte sadece evrenin hediye göndermesi yeterli değil, hazırlık aşamaları, potansiyelim, kararlılığım, disiplinim, fiziksel koşullarımın da öneminin farkındaydım. Bunun için ön çalışma yapmam,geliştirmem, planlamam ve sonra uygulamaya koymam gereken çok şey vardı.

arzu-satiroglu-bisiklet-turuTolstoy’un Bisikleti

İlk büyük turumu anlatmadan önce bisikletle olan geçmişimi aktarmak istiyorum; çünkü şehirde bisikletle dolaşırken bisiklete binmeyi çok istediği halde bilmediği veya korktuğu için nasıl yardım alabileceğini soran çok kadınla karşılaştım… Bisiklete binmek için yaşın, cinsiyetin önemli olmadığı,zihindeki takıntı ve korkuların yenilebileceğinin açık bir kanıtı olarak kendimi gösterebilirim.
Benden daha önemli ‘Tolstoy’ un bisikleti’ diye bir kavram var, ünlü edebiyatçıya tam da oğlunu kaybettiği dönemde, 70 yaşındayken bir bisiklet hediye ediliyor, ilk kez 70 yaşında biniyor ve ondan sonra bisikletinden ayrılmıyor.

Bundan dört yıl önce bir arkadaşım şehirde bisiklet grubuyla bisiklete biniyordu, katılmam için beni çok teşvik etti. Bense ilk zamanlar yürümenin daha zevkli olduğunu söyleyerek, uzun yürüyüşlerime devam ettim. İki ayağımın üstünde kendimi daha güvende hissediyordum, ama ısrarlarına karşılık ta İstanbul’da bisiklet yolunda olmak kaydıyla onun ikinci bisikletiyle ona kısa sürelerle arkadaşlık ediyordum, yaptığım faaliyetten keyif almakla birlikte bu zevke fazla yaklaşmamam gerektiğini söyleyen iç sesim hep baskın oluyordu.

İstanbul’da yürüyüş grupları kadar bisiklet gruplarının da oluşu, arkadaşlık ortamı içinde şehir içi ve dışı turlar yapmaları, bisiklet festivalleri, gündüz, akşam sürüşleri, kısa sürede yürüyüşten daha fazla yol alınabilmesini misafir sanatçı gibi içlerine girmeden, kısa katılımlarla uzaktan izledim, doğa yürüyüşlerime ve bisikletsiz seyahatlerime devam ettim. Dışarıdan izleyerek tanık olduğum özgürlük hissi bende dört yıl boyunca işledi, yine bir gün içimde bir saat çaldı, 26 Ekim 2016 tarihinde fazla düşünmeden gidip kendime başlangıç düzeyinde şehir bisikleti aldım.

arzu-bisiklet-turuBisiklet mi Seni Dolaştırıyor, Sen mi Bisikleti Dolaştırıyorsun

Bunu yolda tanımadığım bir kadın sormuştu… Bisikletimi ilk bir yıl arabamda taşıma aparatıyla dolaştırarak, sadece sahil yollarında kullandım, birinci yılın sonunda az kullanımdan dolayı yepyeni duruyordu, bisiklet gruplarına üye oldum fakat turlarına trafik nedeniyle katılmıyordum, ben sadece sahil bisikletçisiydim, fazla da bir iddiam yoktu, kendimi riske sokmadan, İstanbul trafiğine karışmadan bisiklete binme tercihimi belirlemiştim. Bununla birlikte arkadaşlarımın cesaretlendirmesiyle daha uzun ve seçenekli yol tercihlerini değerlendirmek üzere kısmen trafiğe çıkmaya başladım, bisikletle yurtdışı turu yaptıktan sonra İstanbul trafiğinde bisiklet ve araç
kullanabiliyorsanız, dünyanın her yerinde rahatlıkla sürebileceğinizi fark ettim.

Temmuz 2018’e kadar çalışma hayatım devam ettiği için sadece tatil ve haftasonu zamanlarında bisiklet gruplarının veya arkadaşlarımın çağrıları üzerine çeşitli rotalarda sürdüm. Mart 2018’de Burgazada’ ya yaptığımız grup sürüşünde bir arkadaşım Nisan ayında Dalaman’dan Çanakkale’ye grup turu yapacaklarını söyleyince onlara çok özendiğimi belirttim. Benim de yapabileceğimi söyledi, çalışma hayatım nedeniyle uzun süreli izin alamayacağımı söylediğimde ise onlara izin alabileceğim
süre kadar katılabileceğimi belirtti. Uzun bisiklet turculuğum bu teklifle başladı.

1 Nisan 2018’de Dalaman’a uçakla gidip, bana kiraladıkları bisikletle Köyceğiz’den onlara katıldım ve hep birlikte Akyaka’ya kadar sürdüm. Ertesi gün otobüsle İstanbul’a geri döndüm, o turda 40 km’ye yakın portakal bahçeleri, köyler arasında yaptığımız sürüşten çok keyif aldım, rampa ve yol sürüşlerinde diğer deneyimli tur bisikletçilerine rahat uyum sağladım. Yaz döneminde yapacakları yurtdışı tura katılabileceğimi, performansımın ve grup uyumumun iyi olduğunu belirttiler, bu değerlendirme bende yapıcı bir his bıraktı ve tur bisikletçisi olup, olamayacağımı düşündürdü. Bahar aylarında bisiklet gruplarının düzenledikleri grup sürüşlerine katıldım, arkadaşlarımla şehiriçi ve şehirdışı sürüşlerine katıldım, Nisan ayı sonu gibi yurtdışı tur için arkadaşım programı yaptıklarını ve Paris’ten başlayıp, Türkiye’ye kadar süreceklerini, benim de katılabileceğimi belirtti. Düşünmesi bile güzel bu teklifi gerçeğe dönüştürmenin nasıl olacağını düşünürken Temmuz ayına kadar geçen zamanda önce Paris-Basel arası onlarla sürmek üzere izin planlayarak Paris biletimi aldım. Daha sonra biletimi izin süremin yetmeyeceğini düşünerek iptal ettim, yine arkadaşımın ısrarı üzerine biletimi tekrar aldım, sadece Paris’te kısa süreli sürmek üzere planladım, sonra iş hayatını tamamıyla bitirme fikri olgunlaşınca sürebileceğim kadarıyla onlara Türkiye’ye dönüş tarihini netleştirmeden katılma planıyla gitmeye karar verdim.

‘Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar’. Pablo Neruda

Paris’ten başlayan Fransa Bisiklet Turu’nu okumak için tıklayın.