Ara

Cunda Bisiklet Turu

Gezi Yazıları

Cunda Bisiklet Turu

Paylaş
cunda adası bisiklet turu

Bayram tatili başlamadan, tatil yerleri dolup taşmadan iki günlük bir tur için Ayvalık’ın Cunda Adası’nı tercih ettik.  Truva’nın güneyi, Bergama’nın batısı ve Midilli adasının doğusunda kalan Aeolis uygarlığının antik limanı Kidonya (Ayvalık) konum olarak çok özel bir yerde. Ortaçağ’da ‘güzel kokulu ada‘ diye tanınırmış.

Cunda ise ne Türkçe ne de Yunanca. Adaya ismini Cenevizliler vermişler ve kökeni  ‘giunta’ (eklenti) kelimesinden gelmekte. Alibey Adası’nın ismi, Kurtuluş Savaşı’nda padişahın ‘Yunanlılara teslim olun’ emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya‘ya ithaf edilmiş ancak  ancak ben adaya herkes gibi Cunda diyorum.

cunda mola otel

cunda mola otel

Sabah erkenden bisiklet dostu otelimizin misafirperver sahipleri Çiğdem ve Orçun bizi karşıladılar ve tura başlamadan önce otelin avlusundaki havuz kenarında leziz bir kahvaltı yaparken Cunda ve çevresi ile ilgili sorduğumuz sorulara sabırla yanıt verdiler. Çiğdem ve Orçun, İstanbul’daki kurumsal şirketlerindeki yönetici pozisyonlarından ayrılıp MOLA CUNDA‘yı kurmuşlar ve turizmden gelmedikleri için belki de müşterilerine  ‘misafir’ gibi davranıyorlar. Orçun da iyi bir bisikletçi ve adayı turlarken alternatif patikalar keşfetmiş.  Onun tavsiyelerini alarak birlikte 2 farkı rota çıkardık. 1. Rota: Milli Park’ta doğa turu; 2. Rota ise kilise, müze, tarihi evleri kapsayan kültür turu.

cunda adasi bisiklet rotalari ayvalik

cunda milli park
paolo milli park

Birinci rotayı keşfetmik  üzere yanımıza mayolarımızı alıp pedal çevirmeye başladık. Mola Cunda milli park yürüyüş rotasının üzerinde, biz de yürüyüş parkuru tabelasını takip ederek zeytin bahçelerinin içine giriyoruz. Hiç sola ayrılan yollara girmeden devam edip Ada Camping’e varıyoruz. Karavan ve çadır alanı dışında bungalow seçeneği de sunan çok şirin bir yer. Hemen ilerisinde ise Ortunç‘un girişini gördük. Ortunç ise Cunda’nın tanınmış ve köklü otellerinden biri.  Ortunç’tan sonra bir sitenin içinden geçtik ve artık yalnızdık. Nüfusu 2.000 olan Türkiye’nin 4.büyük adası Cunda yaz aylarında 20.000 kişiyi ağırlıyor. Bulunduğumuz yerde Cunda sanki bize aitti. Bir süre deniz kenarında deniz börülcelerinin arasında yol aldık, burası doğal bir tuz havazasını andırıyordu.

IMG_3240
cunda korsan adası

Çalılıkların arasından geçip adanın diğer tarafına ulaştık. Karşımızdaki Korsan Adası vardı. Aklımızda korsanlar ile ilgili senaryolar üreterek Bıyıklı Beach‘e kadar devam ettik. Patriçe’deki Birinci Köy’ün bir kaç eski evi cafe olarak işletiliyor. Bıyıklı Beach’de bizi taze bir limonata ile Gizem karşıladı. Hemen sorduk ‘neden bıyıklı’? Duvardaki asılı resmindeki bıyıklı adamı gösterdi ve buranın eski sahibine ithafen bu ismi kullandıklarını söyledi. Ayışığı Manastırı‘na giden yolu sorduk Gizem’e. İkinci Köy’den sonra mutlaka Maden Adası’na giden patikayı da görmemiz gerektiğini söyledi ve hemen saatine baktı. Agios Dimitrios Ta Selina Manastırı/ Ayışığı Manastırı‘na bisikletle rahatlıkla ulaşılabilir dedi.  Manastıra ait şapel çarşamba günleri saat 15.00’e kadar ziyaret edilebilir. Günlerden çarşambaydı ancak kapanış saatini kaçıralı iki saat olduğunu fark ettik. Başka bir sefere artık…

cunda patrice
zeytinlikler ve deniz
cunda patrice yol sorarken

İkinci Köy’e ulaştığımızda eski taş evler karşıladı bizi. Daracık sokaklardan geçip deniz kenarına ulaştık. Göl gibi sakin denizde tek tük insan vardı. Rotaya devam ettik ve zeytinliklerin arasındaki yollar bizi yolun son evine ulaştırdı.

Patika bittiğinde ise denizde kıyıya yakın bir balıkçı teknesine selam verdik. Yol durumunu sorduk ve ilerlemenin mümkün olmadığını söyledi. Hava kararmaya başladığı için ısrar etmedik ve geri dönüp Maden Adası’na ayrılan patikaya girdik.

Cunda ve Maden Adası arasında deniz öylesine sığki araya beton bir köprü yapılmış ancak deniz yükselince suyun yarım metre altında kalmış. Halen yürüyerek karşı tarafa geçilebiliyor. Cunda doğumlu bir bey deniz kenarında dinleniyordu. Mübadele sırasında ailenin Sivastapol’den buraya geldiğini söyledi.Etraftaki tüm adalarda eskiden yerleşim olduğunu ve meyve ve sebzecilik yapıldığını söyledi. Bir de ‘insider tip’ verdi: dolunayda buraya yeniden gelip, boğazın tam ortasına bir sandelye koyup buranın atmosferini yaşanmalı dedi.

madenadası bogaz
madenadasından donus
Dönüş yolunda denize girmek için durduk ve denize atladık. Günün son ışıklarında Cunda’nın tadını çıkardık.

Bir süre sonra asfalt yola ulaştık ve Cunda merkezden geçerek otelimize döndük.

Ertesi sabah otel sahibemiz Çiğdem’den görülecek yerlerle ilgili bilgi alıp yeniden atladık bisikletlerimize. Cunda Kültür Turumuz Cunda’nın merkezindeki Taş Kahve‘den başladı ve sonra daracık yollardaki sağlı sollu Ayvalık evlerinin fotoğraflarını çekerek eski değirmene doğru devam etti.

IMG_3258
IMG_3259
cunda ara sokaklar

Cunda, 1964 yılında yapılan ‘‘Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü’‘  ile anakaraya 1817 yılında bağlanan Lale Adası’na bağlanarak karadan ulaşılabilir hale getirilmiş. Mübadele sırasında Girit ve Midilli adalarından gelen Türkler, buradaki mimarı dokuyu bozmadan yaşamaya devam etmişler. Buradaki evler ‘rum evleri’ değil, kendine has mimariye sahip ‘ayvalık evleri’ ve Akdeniz havzasında başka örneği yok.

Eski Agios Yannis Kilisesi, bugün muntazam bir kütüphane. Kitaplığın ismi ise ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum.” diyen Emekli Büyükelçi Necdet H. Kent’in ve eşine ait. Kitaplığa Necdet H. Kent’in oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bağışlamış.

cunda
cunda
IMG_3281
IMG_3286

Coca Cola CEO’su Muhtar Kent’in babası Necdet Kent (1911-2002) İkinci Dünya Savaşı sırasında Musevilere yardımcı olabilmek için kendi hayatını tehlikeye atan bir Türk diplomatı. 1941 ve 1944 seneleri arasında Marsilya Başkonsolosu olarak görev yapmış ve II. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da yaşayan ve belgeleri yeterli olmayan onlarca Türk Museviye Türk Vatandaşlığı hakkını kazandırarak hayatlarını kurtarmış.

Kütüphanenin ön ve arka kısmında yer alan Cafe yörenin eşsiz manzarasına hakim konumda. Öyleki terastaki Cafeden Ayvalık’a, Şeytan Sofrasına, Dalyan Boğazına, Tavuk Adasına, Cunda’ya, Çataltepeye, Hasır Adasına ve Edremit Körfezinde yer alan bütün yerleşim yerlerini görmek mümkün.

IMG_3272
cundA

Dört yıl önce gördüğüm ve yıkılmakta olan Taksiyarhis Kilisesinin ise dimdik ayakta olduğunu görmek beni çok sevindirdi. Darısı diğer tarihi yapılara diyelim; dedem Mehmet Keleş’in yıllarca müdürlüğünü yaptığı kimsesizler yurdu olarak kullanılmış olan Despot Evi (papaz’ın evi) gibi.

Turumuzu tamamladıktan sonra otele döndük ve bisikletlerimizi aracımıza yükledikten sonra bizim için dönüş yolu başladı. İki gün boyunca Cunda adasının yollarını arşınladık ve Ayvalık’ı görmek üzere bu tarafa yeniden gelmek üzere planlar yaparak ayrıldık.

IMG_3293