Ara

Datça Yarımadası

Gezi Yazıları

Datça Yarımadası

Paylaş
datca bisiklet rotalari

Haziran ayının ikinci haftası sağanak yağışlar biter bitmez aşırı sıcakların da başlamasına ramak kala kendimize 5 günlük bir tatil verip tur rotamız olarak da bir tarafı Gökova Körfezi’ne diğer tarafı da Hisarönü Körfezi’ne bakan Datça Yarımadası’nı seçtik.

Karlar ve Dorlar’dan sonra bisikletim de Datça topraklarını keşfetti.

İzmir’den Muğla’ya giderken bisiklet dostu Kamil Koç’u tercih ettik. Hem şehiriçi servislerinde hem de şehirler arası seyahatte sorun yaşamadan bisikletlerimizi  ücretsiz olarak yanımıza alabildik. Sabah saat 10 sularında Muğla’da ikinci kahvaltımızı yapıp Akyaka’ya doğru pedal çevirdik.

Daha önce arabayla onlarca kez geçip de hiç fark etmemiş olduğum küçük küçük köylerden geçerek hiç mola vermeden Akyaka‘ya ulaştık. Orman İşletmeleri’nin kamp alanında denize sıfır çadır alanı bulduk ve geceyi orda geçirmeye karar verdik (Çadır alanı 20 TL) Çam ağaçlarının gölgesinde dinlendikten sonra kendimizi Gökova’nın serin sularına bıraktık.

Akyaka’da orman işletmesine ait kamping

Ertesi sabah Akyaka’dan yola çıktık ve Marmaris’e doğru yol alırken  ismini sık sık duyduğum Çamlıköy’ü görmek üzere anayoldan 10 km içeri sağa saptık. Sağlı sollu balık restoranlarını geçip gölgede hamak sefası sunan Azmakbaşı‘nı  seçtik ve öğle yemeği molası verdik.

Asfaltın yer yer erimeye başladığını ve lastiklerimize yapıştığını fark edince öğlen molalarımızı iyice uzun tutmak durumda kaldık. Yağmur yağmadı ama sıcaklar çok erken bastırmıştı.

Asfalt yolda erimemiş bir ince şerit ararken…

Marmaris merkezi hızla gezip, akşam yemeği için alışveriş yaptıktan sonra yolumuza Datça’ya doğru devam ediyoruz. Yarımadanın en dar noktası Balıkaşıran 800 metrelik bir kıstak. Bu bölge bir denizden diğerine yürüyüş yapılabilen bir bölge. Burada her yıl yapılan şenliklerde bir denizden (Ege) alınan su diğerine (Akdeniz) dökülür ve barışın devamlı olması dilenirmiş.

İkinci günün akşamı için kamp yerimiz, Çubucak Camping. Orman işletmelerine ait Çubucak’ta çadır konaklama 27 TL. Tertemiz ve bakımlı bir tesis.

Bir yanımda Ege, diğer yanımda Akdeniz.

Turun üçüncü günü öğle saatlerinde Çiftlik koyundaki Aktur‘a ulaştık. Aslında konaklamayı düşünmek için çok erken bir saatti. Havanın çok sıcak olmasını bahane ederek Aktur’un güzel plajının cazibesine kendimizi kaptırdık ve kendimize yarım gün ‘izin’ verdik. Aktur’da çadırda konaklama ücreti 30 TL.

Akvaryum koyu.Yarımada üzerinde 52 koy ve bük yer alıyor.

Türkiye’nin en güzel ve lezzetli bademi Datça’da yetişiyor.Mayıs ve haziran aylarında içi olgunlaşmış badem kabuğundan çıkarılıp buza yatırılıyor. geçtiğimiz köylerde bize ikram edilince fırsatı kaçırmadık ve kilosu 50 TL’ye satılan lezzetli bademleri kırdık ve afiyetle yedik. İnce açılmış yufkanın içine badem konularak yapılan damat tatlısı ise sadece bu bölgeye özgü bir çeşit baklava ve gerçekten çok leziz.

Çiğ badem kırıldıktan sonra buza yatırılıyor ve hemen tüketilmesi gerekiyor.

 

Palamutbükü, küçük pansiyonların sıralandığı, limanında balıkçı tekneleriyle birlikte yatların demirlediği şirin koylardan bir tanesi. Biz Palamutbükü’nü ve orada tanıştığımız ve dost olduğumuz Aysun Abla ve Sevin’i çok sevdik.  Bir yeri güzel yapan insanlarıdır teorim bir kez daha kendini kanıtlamış oldu.

Palamutbükü koyu ve adası

Turumuzu Datça’da sonlandırdık ve oradan otobüsle İzmir’e döndük ve Kamil Koç ile hiç sorun yaşamadık. Datça Yarımadasını bisikletle gezme lüksüm olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. Her karışını sindire sindire görme imkanımız oldu. Bu kadar yeşil bir yarımadada hala ıssız koyların olması beni çok sevindirdi. Köylerden geçerken bakkallarda ve köy kahvelerinde mola verdik. Bisikletle gezdiğimizi görenler bize hep birşey ikram ettiler. Heğ bir sıcak tebessüm ile karşılandık.

Bisikletim ile iyi ve keyifli bir tatili daha anı arşivimize ekledik.

Turumuza Muğla’dan başladık ve Datça’da sonlandırdık