Ara

Sisam

Gezi Yazıları

Sisam

Paylaş
samos bicycle tour

Sisam, neye niyet, neye kısmet.

Midilli adasına nasıl gitsek, feribota yetişir miyiz, nasıl eve sorunsuz döneriz acaba derken bayramın birinci günü kendimizi ve bisikletlerimizi Kuşadası- Sisam feribotunda bulduk ve bayram tatili bize muhteşem bir bisiklet turu oldu.

Sabah saat 9:00’da tıka basa dolu feribota binerken bisikletlerimiz çok ilgi gördü ve en güzel yer bize verildi. Vathy Limanı’na vardığımızda ne yazıkki ayrıcalıklı muamele son buldu ve yüzlerce kişilik kuyruğun sonunu bekledikten sonra pasaport ve gümrük kontrollerini tamamlayıp adaya ayak bastık.

samos vathy city

Vathy‘de hiç oyalanmadan Kokkari’ye doğru pedal çevirdik. Vathy-Kokkari arası 10 km ve yol çok keyifli. Eskiden mütevazi bir balıkçı kasabası olan Kokkari Alman turistlerin adayı keşfiyle sayısız otel restoran ve bara kavuşmuş. Otel isimlerinden ve restoranların menülerinden bu kasabanın alman turistlerin egemenliğinde olduğu anlaşılıyor.

samos bike tour

Deniz kenarında bir barda atıştırırken plajın büyüsüne kapıldık ve öğle saatlerini denize girerek geçirdik.

samos in bici

Güneşin etkisi birazcık azaldığında tekrar bisikletlere atlayıp Karlovassi‘ne doğru yol almaya başladık. Yolun sağ tarafında gördüğümüz Lemonakia, Tsamadou, Tsambou kumsalları kartpostal gibiler.

samos bicycle tour

Dik ve yeşil yamaçlar pırıl pırıl yeşil sularla buluşuyor. Kerkis ve Ksrvounes Dağlarının arasındaki vadiye kurulmuş olan Karlovassi’ye vardığımızda bizi Agias Nikolas karşılıyor.

sisam bisiklet turu

Vakit kaybetmeden bir an önce  çadır kamping hakkında bilgi almak üzere turizm danışma bürosu aradık. Ancak kapalı olduğunu öğrendik. Yolda kamping sorduğumuz insanlar ise Karlovassi’nde kampig olmadığını yinelediler. Bir süre ısrarla sormaya devam ettik ve en son adada tek bir kamping bile olmadığını öğrenince çok şaşırdık. Karlovassi’nde çadır kuracak sakin bir spot bulamayınca 3 km ilerdeki ünlü Potami plajına gitmeye karar verdik.

samos kokkari

Potami’de kumsalda Hippies adında bir bar var. Sahibi Niki bizimle çok ilgilendi. Barın gün batımından sonra kapandığını ve ortalığın sessiz ve güvenli olduğunu söyledi. ‘Çadırı elbette bahçedeki çimlerin üzerine kurabilirsiniz ama sivrisineklerden kendinizi koruyun’ dedikten sonra bize bir sürahi soğuk beyaz şarap ikram etti. Nikki’nin ailesi Seferihisar ve Urla’dan gelmişler adaya. Türkiye’den geldiğimizi duyunca bize elinden gelen yardımı yaptı. Barı kapatırken internet wifi şifresini de verip veda etti.

samos camping

Potami’de 3 tane lokanta ve bir tane bar var. Yemek yedikten sonra kumsalda oturmak istedik ama sivrisinekler gerçekten bizi diri diri yemek üzereyken vazgeçip erkenden çadırımıza kaçtık.

samos potami waterfall

Ertesi sabah ilk rotamız Potami Şelalesinin keşfi için bir patika. Aslında 3 kmlik bir yürüyüş parkuru. Biz bisikletle gitmek konusunda ısrarlı olunca bir çok yerde bisikletleri itmek ve taşımak durumunda kaldık. Derenin kenarından eski manastır ve venedik kalesi harebelerini geçip ahşap derme çatma köprücükleri aşarak sonunda şelalenin tabelasına ulaştık. Tabelasına diyorum çünkü kendisini çok aradık ama bulamadık… Bir süre sonra bir aile geldi ve onlara şelelayi sorduk. Orta yaşlı bayan inanılmaz akıcı bir ingilizce ile bize cevap verdi ve sular yükseldiği için kanyona girip şelaleyi görmenin zor olacağını söyledi. Bu tatlı bayana nereli olduğunu sorduğumuzda aslında adada doğduğunu ama altmışlı yıllarda çalışmak için Kanada’ya göç ettiğini ve hala orada yaşadığını anlattı.

sisam bisiklet gezi

Aynı patikadan anayola geri dönüp günün ikinci macerasına başlıyoruz. Biz anayolları değil de yan yolları seviyoruz ya, haritadan anayola alternatif köy yoluna girdik. Yol sadece bir araç geçecek genişlikte bir tarafı uçurum, diğer tarafı ise orman. Beş kilometrelik dik bir tırmanışın ardından Lekka‘ya ulaştık. İlk gördüğümüz cafeye girip hemen yiyeycek birşeyler istedik. Cafenin sahibi yaşlı çift etrafımızda pervane oldular (tek müşterileri bizdik). İkisi de çok iyi ingilizce konuşuyorlardı. Önce onlar bize nereli olduğumuzu sordular sonra da cesaret bulup biz onlara sorduk. Sabah duyduğumuz hikayenin bir kopyası daha. Çift aslında adalı ama altmışlı yıllarda iş olmadığı için önce Avustralya’ya gitmişler çalışmak için sonra da Amerika’ya. Bir süre önce de emekli olup memlekete dönmüşler. ”1960’larda Sisam’da hayat çok zordu. Türkiye gibi değildi. Hiçbir şey yoktu. Gençlerin hepsi çalışmak için dışarı göç ettiler” diye uzun uzun anlattı yaşlı amca.

pyrgos samos

Lekka‘nın balkonundan Karlovassi’ye bakıp kestane ormanları arasına saklanmış Kastania’ya geçtik. Elimizdeki GPS’in yardımıyla anayola ulaştık ve rüzgar enerjisi tribünlerinin arasından geçen yolun en yüksek kısmına ulaştık. Adanın hem kuzey hem de güney denizi görebildiğimiz bu noktaya bayıldık. Beşer onar km aralıklarla kurulu köylerden rahatlıla yiyecek ve içecek bulunabildiğini görünce zaten sıcaktan 10 dakikada ısınan suları çok depolamamaya karar verdik. Dondurma molasından sonra 400 mt rakımlı ve iki tepenin üzerine kurulu Pyrgos‘a vardık. Pyrgos kendini fotoğraflatan bir yerleşim. Oraya buraya serpilmiş kilise kubbeleri ve kuleleri, bakımlı evleri ve balkonları ile ‘gel gel bir tane daha fotoğraf çek’ der gibiydi.

samos bike

Bal kovanları, çam ormanları, zeytin bahçeleri ve yol boyu sağlı sollu böğürtlenleri hızla geçiyoruz çünkü artık iniş başladı. Arada denizin ve köylerin fotoğraflarını çekmek için kısacık durduk ve sonunda Potokaki plajında günü sonlandırmaya karar verdik. Adanın tek düzlük yerinde havaalanı var ve hemen paralelinde ise bu uzun ve güzel kumsal. Yorgunluğumuzu denizin serin sularına bırakıp yemek için deniz kenarında bir otelin restoranını tercih ettik. Ben değişik zeytinyağlıları denerken Paolo ise ahtapot salatısının tadını çıkardı. Samos’un ünlü beyaz şarabından biraz fazla kaçırınca uzun uzun çadır yeri aramaktansa (kamping yok)  plaja çok yakın bir yerde ağaçların altına çadırı kurduk.

Pythagorion samos

Sabahın ilk saatlerinde Pythagorion‘a doğru pedal çevirdik. Kahvaltımızı bir cafede kahve ve kruvasan ile yaptık. Pythagorion 5000 yıllık bir tarihe sahip. Bundan elli yıl öncesine kadar ismi Tigani.  Pythagoras’ın onuruna şehrin ismi bu şekilde değiştirilmiş ve bugün şehir farklı milletlerden bir çok turisti ağırlıyor. Havaalanına yakın plajları, muhteşem otelleri ve restoranları, akşamları canlı konserler ve festivalleri ile adanın en ünlü şehri. Türkler de bu şehri çok seviyor. Ailecek tatillerini burada yapan bir çok kişiyle karşılaştık. Limandan diğer yunan adalarına düzenli olarak feribot seferleri var.

Pythagorion-Vathy arası 12 km. 9 kilometrelik eğimli bir tırmanış sonrası şehre kuşbakışı bakan bir yamaçtan manzaranın tadını çıkararak neredeyse uçarak indik. Vathy’de kısa bir şehir turu ve atıştırma sonrası Kuşadası feribotuna binmek üzere limana geçtik. Turun bundan sonrası gerçekte çok sıkıcıydı. Bayram nedeniyle aşırı yoğunluk olması Sisam pasaport kontrol noktasını pek ilgilendirmiyor. Bir kişilik kapasiteyi iki kişiye çıkarmışlar ama normalde tek gemilik seferler üçe katlayınca limanda iki saatten fazla bekledik. Kuşadasına gelince de aynı kuyruğu çektik. Otogara gittiğimizde sadece üç saat sonra kalkan otobüste yer olduğunu öğrendik ve uzun saatler bekleyişten sonra gece evimize ulaştık.

 

 

samos bisiklet turu detaylari

2 gün’de 120 km ve biraz da tırmanış

Sisam Bisiket Turu Fotoğrafları:

Samos - Greece