Ara

Sürdürülebilir Ulaşım : Yaya ve Bisiklet Nerede?

Bisikletizm Bisikletli Ulaşım Güncel

Sürdürülebilir Ulaşım : Yaya ve Bisiklet Nerede?

Paylaş
surdurulebilir ulasim yaya bisiklet

Sürdürülebilir Ulaşım‘da yaya ve bisikletin yerinin neresi olduğunu öğrenmek üzere bugün Akdeniz Şehirlerinde Kentiçi Hareketlilik konulu uluslararası sürdürülebilir kentsel ulaşım seminerine katıldım.

Aslında bugünkü etkinlik, 2010 yılından beri yapılan seminer dizisinin sonuncusuydu yani kapanış semineriydi. Dört yıldır yapılan çalışmaların sonuçlarının sunulacağı yerin İzmir olması gerçekten benim için büyük bir şans. Ayrıca seminerin ağır topları, benim yerel yönetimimin karar vericilerinden oluşuyordu, dolayısıyla perspektif ve stratejilerini anlamak üzere sabah erkenden yola çıktım, elbette bisikletimle.

havagazı fabrikası

Tarihi Havagazı Fabrikası’nın kapısından içeri girdikten sonra bir grup güvenlik görevlisi beni dikkatlice incelemeye başladılar. Bisikletimi ortalık biryere bırakmak yerine katlayıp salona doğru yöneldiğimde ise bir tanesi tarafından durduruldum.” Nereye?”

İçeri “tekerlekli çantam” ile gireceğimi çünkü bu çanta hakkında sunum yapacağımı söyledim. “Hmm”. Pek ikna olmadı ama peşimi bıraktı. Tam kapıdan girerken ikinci check point’de durduruldum. “Nereye”?”

Sürdürülebilir kentsel ulaşımın en güzel aracı bisiklet üzerine konuşmak için geldiğimi ve bu konuda farkındalık ile ilgili bir çalışma yaptığımı, bana yöneltilecek soru ve tepkilerle ilgili tez yazdığımı söyledim .”Hmm, peki buyrun ama..”

Ve içerdeyim.

Seminer açılış konuşmaları İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve bu seminerin Fransız paydaşlarının yüksek mevkili yetkilileri tarafından yapıldı. Yabancı konuşmacılar ana dillerinde sunum yaparken sundukları ingilizce içerikli slaytları gösterdiler.  Bir projenin başarılı olması için 3 koşul olduğunu (projeyi hayata geçirecek kurumların kuruluşu, finansman ve yapılan projelerin yerel yönetim politikaları ile entegrasyonu) ve  Türkiye’de projeler için işbirliği yapabilecek muhattablar bulabildikleri için şanslı olduklarını söylediler.

AFD, Fransız Kalkınma Ajansı, her yıl 8 milyar euronun yüzlerce projeye aktarıldığını ve projelerin raylı taşımaya odaklı olduğunu belirtti. İzmir’de bugüne kadar AFD desteği ile yapılan iki projenin örnek projeler olarak yurtdışında sık sık yer verildiğine değindi.

Peki AFD neden Türkiye’ye yüzbinlerce euroluk destek sağlıyor?

Fransa Kalkınma Ajansı, Akdeniz bölgesi için hedefler belirlemiş. İklim ve çevre konularında ise Türkiye’ye katkıda bulunarak Akdeniz’in ekosistemini korumak, sera gazı emisyonunun kontrolüne yönelik çözümler üretilmesine destekolmak istiyor. Türkiye hızla büyürken karbon ayak izi de büyüyor. Akdeniz bölgesinde ortak varlıklar var ve korunması mühim. Dengeli bölgesel kalkınma sttratejileri tüm Akdeniz ülkeleri için avantaja dönüşecektir.

AFD’nin İzmir desteği:

İzmir Tramvay Hatları (Konak ve Karşıyaka) projesine 55 milyon eruo

İzmir Yolcu Vapuru projesine ise 45 milyon euro

Saat 13.00’e  kadar “yaya ve bisiklet” kelimeleri ne fransızca ne de türkçe olarak telaffuz edilmedi.

IMG_4270

Öğle yemeği, çok şık masalarda çok zarif bir sunumla yapıldı. Yemekte yanımda oturan beyfendi de benim gibi kimseyi tanımıyordu ve bir süre sonra sohbet etmeye başladık. Bernard, Fransa Kalkınma Bakanlığı’nın uluslararası ilişkiler birimi müdür yardımcısı. Bakanlıktan birini bulunca ben de ona Fransa’daki atom enerjisi santrallerini ne zaman kapatacaklarını sordum ve mümkünse Türkiye’yi bu santrallerin kurulması konusunda finanse etmemelerini istedim.

İzmir’de Kentiçi Ulaşım oturumunu Ulaşım Daire Başkanı Fidan Aslan açtı.

İzmir’deki sekiz adet vapur iskelesine 4 tane daha ekleneceğini öğrenince heyecanlandım. Karataş, Adliye, Mavişehir ve Göztepe şehir vapurları hatlarına dahil olacakmış. Yeni vapurlar, asansörlü ve hızlı olacakmış. Bugün 30 dakika süren yolculuklar 15 dakikaya inecekmiş.

Bisiklet Kiralama İstasyonlarının yanındaki bisiklet park yerleri, otomobil şöforleri içinmiş. Kent insanı, arabası ve bisikleti ile şehir merkezine gelsin, arabasını park etsin, park yerine bıraktığı bisikletini alıp yoluna devam etsin, akşam da bisikleti park yerine bırakıp otomobille eve dönsün diyeymiş. Milyon yıl düşüncem aklıma gelmezdi.  İyiki bu boş bisiklet park yerleri konusu açıklığa kavuştu diyecektim ki BİSİM (bisiklet kiralama sistemi) müdürü Erdem Bey bana işin iç yüzünü anlattı. Bisiklet park yerleri  bir mimara tasarlatılmış ve kullanılmayınca belediye bu tasarımın hatalı olduğunu fark etmiş. Kısa bir süre sonra bu park yerleri kaldırılacakmış.

Mimar deyince, kahve arasında katlanabilir bisikletimi alıp Fidan Aslan’ın yanına yaklaştığımda bana söylediği cümle geldi.  Yıllar önce Roma halkı katlanabilir bisikletlerinin metroya alınması için türlü eylemler düzenliyorlar ama bir türlü yönetimi ikna edemiyorlar. Bir gün bir gazeteci ulaşım müdürünün karşısına katlanabilir bisikleti ile çıkıyor. Ulaşım müdürü şaşkınlığını atlattıktan sonra soruyor: “bu ne?” Katlanabilir bisikletin ne olduğunu gözüyle gören müdür, o andan itibaren bu küçük ve zararsız aracın toplu taşıma binmesine izin veriyor. Ben de aynı umutlarla yaklaştım bugün Fidan Bey’e. Ama Fidan Bey’in tepkisi Romalı müdür gibi olmadı. Bana verilen cevap “mimarlarımız bu konuyu incelesin ve araçların iç dizaynının uygunluğu incelensin”. Haaaayıııııır, mimarları bu işe sokmayalım.

Sürdürülebilir Ulaşım ?

Sonra uzun uzun akıllı kavşakları, elektronik sistemleri, yeraltındaki manyetik sensörlerin merkezi sisteme gönderdiği verileri anlattı ve “daha rahat trafik, daha temiz hava” sloganı ile sonlandırdı.

surdurulebilir ulasim sempozyum

Sönmez Alev, İzmir Metro Genel Müdürü, sunumunu yapmak üzere kürsüye geçti. Türkçe yaptığı sunumun slaytları ingilizce idi. Emek edildiği belliydi. Tarihi tramvay fotoğraflarını gösterdi ve atlı tramvayları anlattı. İlk tramvay Güzelyalı-Konak hattında 1918 yılında hayata geçmiş. 1952 yılında ise şehirdeki tüm tramvayların kaldırılması kararı alınmış. Şehirde o kadar çok tramvay vagonu varmışki, belediye bu vagonları nereye atacağını bile bilememiş. Raylar söküldükten iki yıl sonra aynı hatlarda troleybüsler çalışmaya başlamış. 1992 yılında ise “elveda troleybüs, merhaba ESHOT otobüsleri”. Tramvay İzmir’e geri geliyor müjdesi verildi. Karşıyaka ve Konak tramvay hatları ihaleleri sonuçlanmış hatta inşaat aşamasındaymış.

Tramvay hatları ile ilgili Mimarlar Odasının hazırlamış olduğu değerli rapora bir göz attım. Konak – Üçkuyular arasında tramvayın mevcut yapıların deniz tarafı yerine insanların tramvaya erişimi kolaylığı nedeniyle Mithatpaşa Caddesi geçişi daha rasyonel bir karar olacaktır diyorlar. Buna kesinlikle katılıyorum. Çok yerinde eleştiri ve önerileri var, bu başlıklar değerlendirildi mi acaba?

2000 yılında hizmete alınan İzmir metro hattı yılda yaklaşık 80 milyon yolcu taşıyor. 2011 yılından beri hizmet veren İzban (hafif raylı sistem) ise yılda 65 milyon yolcu taşıyor. Raylı sistemle taşıma bugün İzmir’deki toplu ulaşımın %30’unu oluşturuyor. İstanbul’da raylı sistemin payı sadece %13’müş.

Sönmez Bey sunumun son sayfasına iletişim bilgilerini ekleyerek geri bildirimlere açık olduğunu kanıtladı. Siz de bağlantıya geçmek isterseniz: salev@izmirmetro.com.tr

İzdeniz Genel Müdürü  Salih Aslan’ı ilk kez dinleme fırsatım oldu bugün. Uzun yol deniz kaptanıymış kendisi ve sunumu da fazlasıyla teknikti. Tek tek tüm feribotlarımızın boyu, derinliği ve sürat kapasitesi hakkında uzun uzun bilgi verdi ve benden günün en sıkıcı sunumu ödülünü kazandı. Bugün günde 48bin yolcu taşıyan deniz vapurlarının AFD’nin 45 milyon euro desteğinden sonra öngördükleri yolcu sayısı 60.000 olacak dediğinde ise karamsarlığa kapıldım..

İzulaş GM Yardımcısı Arda Şekercioğlu, bisiklet kiralama sistemi Bisim‘i anlattı. Bisim’de 21 kişi çalışıyormuş, çağrı merkezleri günde 150-300 adet çağrı alıyormuş, çağrı merkezi çalışanları kameralarla istasyonları sürekli izliyorlarmış, bütün bisikletler akşamları yıkanıyorlarmış, her gün ortalama 20 bisiklet hasarlı bir şekilde tamire&bakıma alınıyormuş. Hasarların%75’i lastik patlamasıymış.

bisim istasyonları

Ben her gün kent içinde en az 20 km bisiklet kullanıyorum ve benim lastiğim hiç patlamıyor. Eve dönüş yolunda Bisim istasyonundaki bisikletlerin lastiklerine baktım. Hepsi heng-shin marka ve dandik. Patlamaları çok normal. Ortak kullanıma sunulan bisikletlerin aksesuarlarının dayanıklı ürünler arasından seçilmesi gerekir. Schwalbe tavsiye ediyorum.

Sonra Bisim’in yıllık hasılatı ekrana yansıdı: 707bin küsür TL.

Sonraki slaytta ise 2015 yılı hedef cirosu vardı: 1.250.000 TL.

Bu iki slaytı gördüğümde aklıma elbette bisiklet kiralama vs bisiklet paylaşım sistemleri yazım geldi. Siz de bir göz atın.

Günün sonunda bisiklet gündeme gelmişti, ancak yayalardan hiç kimse bahsetmedi. Bisiklete ve metroya binmediğimde, ben bir yayayım ve kentimde sürdürülebilir kareket etmek için kaldırımlar olsun istiyorum, motorlu araç trafiğine kapatılmış caddeler istiyorum, hız limiti 30km/h olan sokaklar istiyorum,  hayalini kuruyorum…

Bu aralar bir sempozyumdan (bisiklet sempozyumu) diğerine koşuyorum ve izlenimlerimi aktarmaya çalışıyorum.

20 Kasım’da, İzmir’de yapılan Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu izlenimlerim.

Etiketler:
Pınar Pinzuti

Blogger. Aktivist. Filolog ve Pedagog. Bisikletin dünyayı değiştirebileceğine inanıyor. İnandığı şey için ise gece gündüz çalışmayı çok seviyor.

  • 1

İlginizi Çekebilir

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *