Ara

tv’yi kapat ve bisiklete bin

Bisikletizm Bisikletli Yaşam

tv’yi kapat ve bisiklete bin

Paylaş
bisiklete bin

Bisiklete bin .Neden televizyonu kapatman gerektiğini sen de çok iyi biliyorsun. Bunun ayrıntılarına bile girmiyorum.

Neden televizyon izlemek yerine bisiklete binmeyi tavsiye ettiğime gelince…

Dün akşam uzun ve sıkıntılı bir mesainin ardından çabucak bir akşam yemeği yiyip sıkı sıkı giyindim ve her perşembe saat 20:00’de buluşup birlikte şehri turlayıp bir yerlerde durup soluklanıp evlerine hayatlarından hoşnut bir şekilde dönen bir gruba katıldım.  Bisikletlerimizin ön ve arka ışıklarını açtık, kasklarımızı eldivenlerimizi taktık, bazılarımız fosforlu yeleklerini giydiler ve bastık pedallara.

bisiklete bin

Bisiklete bin

Pedal çevirirken akciğerlerim açıldı,  kaliteli nefes almaya başladım ve zihnim berraklaştı. Bütün gün uğraşıp da cevaplarını bulamadığım sorularına yanıtlar buldum.Bulunca da rahatladım ve başka şeyler düşünmeye başladım. Yani aktif meditasyon gibi bir şey.

Şehrin delik deşik yollarında yol alırken duyularım keskinleştiğini fark ettim. Kendimin ve etrafımdaki en küçük ayrıntının bile bilincindeydim. Farkındalık güzeldir. Sokaklarda üşüyen köpekleri, kedileri ve onlara bırakılmış sıcak ev yemeklerini gördüm. İyiki birileri onları da düşünüyor dedim.

Kırmızı ışıkta durduk, yavaş yavaş kaşıya geçen yaşlı bir beyfendi ‘hava çok soğuk ama siz doğru olanı yapıyorsunuz. Biz de eskiden bisiklete binerdik’ dedi ve arkamdan el salladı. O ‘eskiden’ dediği zaman ne kadar eski olabilirdi ki…Acaba neden bisiklete küstük biz.

Pedal çevirmeye devam ettikçe içimde biriken stressi hızlıca attım. Yüzme ve bisiklet, stres hormonlarını atmamızı sağlayan en etkili aktiviteler. Stres uçup gidince bir baktım gülümsüyorum. Vücudum stres hormonlarını salgılarken ekstra endorfin de salgılamaya başladı. Yani durduk yere mutlu oldum.

Aslında durduk yere değil. Bir baktım şehir merkezine ulaşmışız bile. Bizi ne soğuk ne de rüzgar yavaşlatabilmiş. Peki şimdi?

302891_172282972912824_228149761_nİzmir’in kendi alanında ilk ve tek mekanının önüne geldik ve bisikletlerimizi park ettik. Mekanın ismi kendisi kadar özel. ‘Cinatı’ bisiklet ve bisikletçisever cafe. Sıcak çayımı yudumlarken cinatı’nın isim babası bisikletçi dostum Yılmaz, bu ismin hikayesini anlattı: Annem her türlü iki tekerlekli araca “Cin Atı” derdi ve sıkı sıkıya uzak durmamızı tembihlerdi. Yılmaz bisiklete binmeye 26 yaşında başlamış, bir daha da bırakmamış.

Saat 23:00’e doğru evin kapısından girdiğimde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.

Kapat televizyonu ve gel bizimle bisiklete bin.

Etiketler:
Pınar Pinzuti

Blogger. Aktivist. Filolog ve Pedagog. Bisikletin dünyayı değiştirebileceğine inanıyor. İnandığı şey için ise gece gündüz çalışmayı çok seviyor.

  • 1

İlginizi Çekebilir

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *